| Haberler | | Şu an bu bloğun içeriği yok. |
|
| |
|
| Bilgisayarına indir! | GÖRÜNENİN ÖTESİ
 Samanyou Galaksisinden tek bir atoma kadar yapılan resimlerle animasyon yolculuğudur. Adım adım galaksiler ve yıldızların arasından Güneş Sistemine, oradan Dünya'da bir ağaca ve ağacın hücrelerinden tek bir atomuna kadar olan gerçekte uzun ama program içinde kısa bir yolculuktur... |
|
| Sohbetler |  |
|
| Ayet | |
|
|
| Beşdar | Şu ana kadar 2594515 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 22.11.2006 |
|
 | |
| İki türlü güzellik | | Hüsn-ü Bizzat “Zâtında güzel olan.” “Güzelliği bir başka şeye nispetle olmayan.” Hüsn-ü Bilgayr “Görünürde çirkin, fakat neticesi güzel ve hayırlı olan.” “Kâinattaki herşey, her hâdise ya bizzât güzeldir, ona hüsn-ü bizzât denilir. Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir.” (Sözler, 231) Hüsn-ü Bizzat, zâtında güzel olan, yani güzelliği bir başka şeye dayanmayan ve bir başka sebepten medet almayan demektir.
| | Devamı... |
|
| Urartular (Xaldî) | |  Hurri boylarından ve Kürtlerin atalarından olan Nairi federasyonu Asurlar tarafından yıkıldıktan sonra Nairi aşiret birlikleri (MÖ.950-900) yıllarında bu kez Urartu adıyla devlet olarak tarih sahnesine çıkarlar. Bu nedenle bazı tarihçiler Urartu konfederasyonunu “Urartu-Nairi Birleşik Devleti” olarak da nitelendiriler. ‘Urartu’ adı da diğer birçok Kürt boyları ve organizasyonlarının isimlendirmesinde olduğu gibi üzerinde yaşadığı dağlık ve yüksek coğrafya ile bağlantılı olup yüksek topraklar üzerinde yaşayanlar anlamına yani “Yüksek Memleketli Halk” anlamına gelmektedir. Urartu yaklaşık 300 yıl yaşadıktan sonra MÖ.600’lerde kuzeyden gelen İskitler ve Kimmerlerin saldırısı sonucu yıkılarak yerini Medlere bırakmıştır.
| | Devamı... |
|
| Risale-i Nur Işığında En doğru yol ne demektir? | | İnsan bütün yaratıklardan farklı olarak çok seçkin ve güzel şekilde yaratılmıştır. Buna bağlı olarak çok değişik meyiller, istekler ve emeller ortaya çıkmıştır. Mesela en güzel şeyleri ister, çok mükemmel bir hayat talep eder ve insaniyete layık bir seviyede ilerlemek arzu etmektedir. Fakat bu istek, talep ve arzularını gerçekleştirmek için, tek başına gücü ve imkânı bulunmamaktadır. Onun için diğer insanlarla işbirliği yapmak mecburiyetindedir. Bundan dolayı, her bir insan çalışmasının sonucunu, diğer insanlarla mübadeleye, yani değiş-tokuş etmek ihtiyacındadır. Bu durumda da muamelatta, karşılıklı ilişki ve alış verişte adaletsizlikler, haksızlılar ve zulümler ortaya çıkabildiğinden, adalete muhtaçtır.
| | Devamı... |
|
| ŞÎRETÊ BEDÎUZZEMAN MELA SEÎDÊ KURDÎ (zazakî) | | Ey Milletê Kurd! Îttîfaq di qewet, îttîhad di heyat, birayey di se’adet, hukûmat di selamet est o. Hin bikerî îttîhad û şerîtê muhabbetî pêt bigêrî ki wa şima zî bela ra bixelisno. Rind goşê xu bidî, ez go şima rê çîyêk vaja. Şima bizanî ki hîrê cewherê ma est î, hifzê xu ma ra wazenî: Yew îslamîyet o ki hezar-hezar guîna şehîdan vayeya (vaya) ey daya, Ê dîyinî însanîyet o, lazim o ki ma xu çimê şarî di pê xizmeto aqlî, ciwanmêrey û însanetey xu nîşanê înan bidî. Ê hîrênî millîyetê ma yo ki mezîyet dayo ma, verênê ma ki bi holeya xu weş î. Ma karê xu reyra, hifzê milleta xu [kerdiş] reyra, ruhê înan tirba înan di şad bikerî.
| | Devamı... |
|
| KÜRDİSTAN BASINI 114 YAŞINDA | | Kürtlere yönelik ilk yayın, 1898 yılında Kahire’de yayınlanan Kürdistan isimli gazetedir. Gazeteyi yayınlayan Mikdat Midhat Bedirxan’ın Osmanlı yönetiminden gördüğü baskı üzerine, Kürdistan gazetesi, 6. sayısından itibaren Bedirxan Bey’in diğer oğlu Abdurrahman Bey tarafından Cenevre’de çıkarılmaya başlandı. Yayın merkezi Avrupa’ya geçtikten sonra, gazete sık sık yer değiştirdi. Gazetenin 6 ila 18. sayısı, 1898-1899’da Cenevre’de, 20 ila 23. sayısı 1899-1900’de Kahire’de, 24. sayısı 1900 yılında Londra’da, 25 ila 29. sayısı 1900-1901’de Folkstone’da, 30 ile 31 sayısı ise 1902 yılında Cenevre’de yayınlandı.
| | Devamı... |
|
| İslam ve Türk İslam Dini | | İslam dinine göre birbirlerini sevmeyenler gerçek anlamda iman etmiş olamaz. Türk- İslam dininde ise yüce makamlar için takla atmayanlar, amuda kalkamayanlar imansızdırlar. Kardeşlik şiarının Ortadoğu’nun parçalanan yapısını onarmada İslam dininin ilkeleri bağlamında düşünüldüğünde önemli hatta vazgeçilmez bir etken olduğu kesindir. Ancak bu ilke 20.yüzyıldan itibaren Ortadoğu’da birleştirici bir unsur olmadığı gibi Türkiye gibi bir ülkede hak aramanın önüne set koymak için bir kılıf olarak kullanılmıştır. Milliyetçi söylemlerin Fransa ihtilalinden sonra dünya ırkları üzerindeki bulaşıcı etkisi ne yazık ki Müslüman ülkeler üzerinde de etkili olmuş, ırkçı yaklaşımlar kimi zaman dinsel öğelerle harmanlanmış kimi zaman da dinsel yaklaşımın önüne bile geçmiş.
| | Devamı... |
|
| Diyarbakır'da Kutlu Doğum Coşkusu | | İslami çevrelerden oluşan Peygamber Sevdalıları Platformu "Kutlu Doğum Haftası" çerçevesinde 2006 yılından bu yana Diyarbakır'da düzenlediği bölge mitingi İstasyon Meydanı'na toplanan onbinlerce kişinin katılımı ile gerçekleşti. Günler öncesinden hazırlıkları yapılan miting için bölge illerinin neredeyse tamamından yurttaşlar Diyarbakır'a geldi. Polis, mitingin düzenlendiği alana çıkan dört ana yolda arama noktası kurarken, polis helikopteri de miting boyunca alan üstünde uçuş yaptı. Alana girenler başlarına, üzerinde "Besmele" yazılı bandaj takarken, Arapça yazılı flamalar taşıdı.
| | Devamı... |
|
| Uluslararası ''Kürd İslam Teşkilatı'' Kuruldu | | 
Uzun yıllardır başta Kürd coğrafyalarında ve Avrupa'da çalışma yürüten bir grup Müslüman Kürd Alimi tarafından ilk olarak Avrupa'da kuruldu. ''Teşkîlata Îslamîya Kurd a Çand û Perwerde'' ve (TÎK) kısa ismiyle kurulan Teşkilat, Kuruluş Bildirgesinde ''Yaratan Rabbinin adıyla OKU; O, insanı bir Alak’dan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini öğreten, kalemle (yazmayı) belleten Rabbin, en büyük Kerem sahibidir." (Alak Suresi: 1-5) inen ilk ayetleri referans alarak, bu ilahi emrin unutulduğunu, cehaletle mücadelenin verilmediği ve orjinal islam dininden ilim ve irfandan uzak bir dönemde olunduğunu vurgulandı.
İnsanın Allah'ın halifesi gibi ulvi bir vasıfta olması, bilgi ve akıllı hakikatı bulma gayretinde daha önemli bir konumda olduğu, bu takdirden uzaklaşıldığı, istibdatçı egemen güçlerin toplumu cahil bıraktığı, hak ve batılın karıştığı bu hengamede doğru ve yanlışın birbirinden ayırt edilemez olduğu vurgusu yapıldı.
TÎK - KURULUŞ BİLDİRGESİ (Türkçe)
| | Devamı... |
|
| O Geldi ve Anlaşılırsa Hep Geliyor | | “Hiç kimse Muhammed’in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki bu yarışmada kimse onu geçemeyecektir.” Goethe
Şimdi nasıl tutmalı kalemi ki O’nu yazabilmeli, imanı, hangi tarafından kavrayıp kalbe zerk ederek O’nu anlatabilmeli.Bütün eğrilerden, ruhumuza kadar battığımız necasetten kurtularak O'nu yazabilme doğruluğuna ve temizliğine ulaşabilmek haddimiz var mı? Karanlık ve karanlıktan öte bir karanlığa çakılıyor gözlerimin aydınlığı, tanrıların helva diye yenildiği, çalılardan medet umulduğu, el ürünü ilahlara çarpıyor imanım, bir evvel zamana kayıyor efkarım.
| | Devamı... |
|
| Kürt dilinin Hint-Avrupa dilleri arasındaki yeri | | Bilindiği gibi Kürt dili, Hint-Avrupa dillerinden biridir ve İran dilleri grubu arasında yer alır. Hint-Avrupa dillerinin tamamının kaynağı Sanskrit dilidir. Bu dil, çok zengin bir dil olarak bilinir ve tarihçi ve dilbilimcilere göre, Milat´tan birkaç bin yıl önce Güney Asya bölgesinde, o dönemdeki büyük Hindistan´da kullanılmış ve o bölgede bu dille konuşulmuştur. Sonradan Güney Asyalı birçok kişi o bölgeyi terketmiş, batıya doğru göç etmişlerdir. Bu göç sırasında bunlardan bazıları, daha sonra Kürdistan ve Pars (Fars) adını alan İran denilen bölgeye ulaşmışlardır. Bazıları kuzey-batıya doğru gitmiş, daha sonra Avrupa adını alan coğrafyaya ulaşmışlardır. Böylece, birbirlerinden kopmuşlar, dağılmışlar ve bu bölgelere yerleşmişler.
| | Devamı... |
|
| WÎLADETA PÊXEMBER PÎROZ BE! | | Norveç - Oslo İmam Bedîuzzeman Camii'si tarafından düzenlenen Kutlu Doğum Programına aile ve doslatımınızla tüm halkımız davetlidir! Program: Kur'an-ı Kerim Tilaveti Dini Sohbetler İlahi ve Ezgiler Yemek ziyafeti ve renkli etkinlikler Adres: Elvebakken Skole, Vestre Elvebakke 3 Oslo Hausmannsgate üzeri Jacobs Kirke yanı. Oslo - Norveç Tarih: 22 Nisan 2012 Pazar Saat: 14:00 - 17:00 İletişim: 90520599 - 41777458
AFİŞ İÇİN TIKLAYIN!!!.
| | Devamı... |
|
| Asr-ı Saadeti Düşünürken | | Resulullah'ın doğum gününün çokça anıldığı bu günlerde, kutlu doğumu düşünmek yerine, ölümü bekleyen gününü düşünüyorum. Ölüme en yakın zamanında ne kadarda 'insan'dır. Mücadele ve zafer ile geçen ömrünün son deminde, takatsiz bedenini terketmeye hazırken, etrafında toplananların 'onun yerine 'geçecek olanın telaşına düşmesi, son nefesi ile bir 'isim' istemeleri ve 'bu adam oyalıyor'demeleri... acıtıyor. Resulullahın şahsında, tüm şehidleri, ömrünü toplumun takdirinin insafına bırakmayan kişileri, bir tek Allah'ın bildiği ve bir tek O'nun bilmesini arzulayan her ameli düşününce..acıtıyor. Sartre'nin hayatın 'hiç'liğini anlatan satırlarının sonuna eklediği ''Allah olsaydı anlamı olurdu ama yoktur'' sözü ne güzel izah eder; Allah olduğu için anlamlıdır kendini feda etmek aksi halde hiçbir toplum kendisi uğruna mücadele edenlerin emeğini hak etmiyor.
| | Devamı... |
|
| Birliğin bereketi | | “Hayat, cilve-i tevhiddendir, müntehası da vahdet kesbediyor.” (Mektubat) ‘Kesret’, çokluk; ‘vahdet’, birlik; ‘tevhid’ ise birleştirme, bir araya getirme, birlikte düşünme demektir. “Binlerce taş” sözü, ‘kesreti’ yani çokluğu ifade eder. Bunların tevhid edilmesi, bir araya getirilmesiyle bir cami inşa edildiğinde kesretten vahdete geçilmiştir. Artık o câmi, ‘binlerce taş’ değil, ‘bir binadır’. Kelime-i tevhitte, Allah’ın bütün isimleri ve sıfatları birlikte düşünülür. Yani, “lâ ilahe illallah” denildiğinde, “Allah’tan başka hak Mabud yoktur.” mânâsı yanında, “O’ndan başka Hâlık, Mâlik, Rezzak, Şafi,.. yoktur.” mânâları da hatıra gelir. ‘Allah’ lafzı, bütün İlâhi isimlere delâlet ettiği için, kelime-i tevhitte bütün esma tecellileri toplanır ve bu isimlerin tek sahibi olan Allah’tan bilinir.
| | Devamı... |
|
| Adana ve Mersin’de Bediüzzaman ve Gaye-i Hayaline Büyük İlgi | | Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin 52. Vefat yıl dönümü münasebetiyle pek çok yerde düzenlenen etkinliklerin önemli bir ayağıda Çukurova’da gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl Adana merkezli kurulan ‘’Risale-i Nur Hukukunu Muhafaza Derneği’’ tarafından organize edilen panelde Bediüzzaman, Risale-i Nur ve Gaye-i hayali; Medresetü’z-Zehra konuları ayrıntılı olarak işlendi. Aynı gün içerisinde Adana ve Mersin’de gerçekleştirilen panel, şehirdışından da pek çok katılımcıyla yoğun ilgiyle izlendi. Panelistler arasında araştırmacı yazar Metin Karabaşoğlu, İsmail Mutlu ve Risale-i Nur Derneği Başkanı Muhammed Salar yer aldı. Akdeniz bölge birincisi Fahrettin Tak’ın Kur’an tilavetiyle başlayan program, daha sonra Dernek Başkanı Muhammed Salar’ın açılış konuşmasıyla devam etti. Salar, ‘’Risale-i Nur Hukukunu Muhafaza Derneği’nin adından da anlaşıldığı üzere Risale-i Nurlar üzerindeki perdelerin kaldırılması, tek bir neşriyat olmasa bile bütün Risale-i Nur yayıncılarının ortak sahih metin birliğine varılması gerektiğini’’ belirtti.
| | Devamı... |
|
| Hakikati Bilmekle Hakikati Kendinden Bilmek | | | Okuyucu bildirdi: " Hakikati bilmekle hakikati kendinden bilmek arasındaki uçurum hakikatle şer arasındaki uçurum kadar derindir.Başkalarının bilgi ve birikimi bizim için bir anlam ifade etmiyorsa,en iyi tahminle biz hodbin ve diğer-gamız. Dertsiz ve gamsız… Tabi en iyimser bir yorum bu. Siyaseten ele alacağımız kavramın karşılığı daha dehşetengizdir ki en hafifiyle bu, kibir ve zulümle eşdeğer. Hakikatin temsilciliğinin salt kendisinde olduğunun iddiasında bulunan insanın düştüğü gayya hakikaten tam bir fecaat. Bu bağlamda ‘’Fikirlerinize katılmıyorum ama onların savunuculuğu için kalıbımı ortaya koyarım:’’ diyen Voltaire’den öğrenilecek çok şey var sanıyorum. "
| | Devamı... |
|
| Adana ve Mersin'de ''Bediüzzaman'' Paneli | | Geçtiğimiz yıl Adana'da açılan ve Mersin'de de şubesi bulunan Risale-i Nur'un Hukukunu Muhafaza Derneği'nin Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin vefasının 52. Yılı münasebetiyle Adana ve Mersin'de ''Risale-i Nur, Bediüzzaman ve Gaye-i Hayali; Medreset'üz-Zehra'' konulu panel düzenliyor.
Araştırmacı Yazar Metin Karabaşoğlu ve Araştırmacı Yazar İsmail Mutlu'nunda katılacağı panel 1 Nisan Pazar aynı gün içerisinde hem Adana, hemde Mersin'de gerçekleştirilecek.
-- Yaşasın Sıdk! Ölsün ye's! -- Ekmeksiz yaşarım, Hürriyetsiz yaşamam. Bediüzzaman (r.a.)
| | Devamı... |
|
| Ortadoğu'da Din, Kültür, Medeniyet | | Ortadoğu, aksiyonlu tarihi ve derin tefekkür gücü ile tarihe damgasını vurmuş bölge. Ortadoğu; dinlerin, düşüncelerin, mezheplerin, ırkların yeşerdiği iklim. Ortadoğu ; savaşların, barışların, aşkların yoğun olduğu dünya. Yoğun aksiyonlu tarihi ve derin tefekkür gücü ile tarihe damgasını vurmuş bölge. Dosyamıza konu ettiğimiz Ortadoğu’ nun kısa tarihine bir göz attıktan sonra, tarih içinde buranın sakinlerinin bir biri ile ilişkilerine, düşünce dünyalarına, etkileşimlerine dikkatinizi çekmek istiyorum. Zerdüştlükten, Helen kültür havzasının etkilerine, Yahudilikten, dünyevileşmiş Hristiyanlığın seyrine ve İslam’ın doğuşundan saklı yunan düşüncesinin İslam alimleri tarafından tekrar dirilişine kadar uzun bir yelpazede değerlendirdiğim araştırmamı uzun zamana yayarak ilgilerinize sunuyorum. Çalışmamın ilginize mazhar olacağı ve yararının dokunacağı umuduyla.
| | Devamı... |
|
| Eğitim Sistemi ve Kürtler | | | Okuyucu bildirdi: " Kürtler açısında tarihsel süreci incelediğimizde ciddi bir kültürel birikimin olduğunu görürüz. Kürt tarihi bu kültürel birikim azımsanmayacak derecede kültürlü ve birikimli aydın,yazar çizer ve entellektuellerle dolu. Bunlar hem bilime vakıf hem de dini ilimlere vakıf şahsiyetlerdir. insanlık tarihinde önemli sosyolojik ve tarihsel çıkarımlarda bulunup beşeri aydınlatmaya çalışmışlardır. Öyleki artık beşerin ortak malı olabilecek bir hüviyet kazanmışlardır. Her kadim toplumun böylesi önemli şahsiyetleri vardır. Toplumlar bu gibi şahsiyetleri onurla ve gururla eğitim sistemlerinde anlatmaya mecbur oldukları gibi Kürtlerin de bu en doğal hakkıdır. Ve gelecek kuşaklara bu önemli nadir şahsiyetlerini tezleriyle birlikte tanıtmak zorundalar. Hiç kuşkusuz böylesi şahsiyetler her topluma her zaman gelmezler. Örneğin Ahmedé Xaninin Mem u Zin gibi bir eserin toplumda oluşabilmesi için belki kaç asır beklemek gerekir. Yine aynı şekilde Mela i Ciziri’nin Divanı da asırlar ötesi güncel başka bir eser. Faqiye teyran, Sellahhattini Eyyubi,Saidi Kürdi vs..Onun için özene bezene ciddi bir saygı çerçevesiyle bu ender şahsiyetleri ele alıp şaheserleriyle toplumsal kültüre aktarmak gibi zorunluluğumuz var. Hiç kuşkusuz bu ancak eğitim yoluyla olabilir."
| | Devamı... |
|
| Bir Said değil, bin Said feda olsun | | Bismillahirrahmanirrahim (Üstadımızın çok evvel yazmış olduğu zîrdeki mektubu, şahsî nüfuz temin ve dini siyasete âlet etmek ittihamlarına tam bir cevap olduğundan, kararnameye ilhak edilmiştir) KONUŞAN YALNIZ HAKİKATTİR. Risale-i Nur’da ispat edilmiştir ki, bazen zulüm içinde adalet tecellî eder. Yani, insan bir sebeple bir haksızlığa, bir zulme mâruz kalır, başına bir felâket gelir, hapse de mahkûm olur, zindana da atılır. Bu sebep haksız olur. Bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu vâkıa adaletin tecellîsine bir vesile olur. Kader-i İlâhî başka bir sebepten dolayı cezaya, mahkûmiyete istihkak kesb etmiş olan o kimseyi bu defa bir zâlim eliyle cezaya çarptırır, felâkete düşürür. Bu, adalet-i İlâhînin bir nevi tecellîsidir. Ben şimdi düşünüyorum. Yirmi sekiz senedir vilâyet vilâyet, kasaba kasaba dolaştırılıyorum. Mahkemeden mahkemeye sürükleniyorum. Bana bu zâlimane işkenceleri yapanların bana atfettikleri suç nedir? Dini siyasete âlet yapmak mı? Fakat bunu niçin tahakkuk ettiremiyorlar? Çünkü hakikat-i halde böyle birşey yoktur.
| | Devamı... |
|
| İslam Alimleri ve Kürd Sorunu -3- | | - Kuzey Kurdistan Medrese, Şeyh, Alim ve Müslümanları - Günümüzde medreseler aradan yaklaşık bir asır geçeceğine rağmen halen de devletin yasaklılar ve tehlikeliler listesinin başındaki yerini korumaktadır. Ancak günümüzde bazı medrese ve kur'an kurslarına resmi imkanlar tanınmış durumda. Özellikle AKP hükümetinin iktidara geçmesiyle İmam Hatip liselerinin ve Kur'an kurslarının önü açıldı. Ancak AKP, bunu İslam'a hizmet olsun diye mi yaptı yoksa menfaatleri gereği mi yaptı bunu iyi çözmek gerekir. Tabiki akl-ı selim düşünen herkes AKP'nin riyakar bir parti olduğunu çözümler ve tüm bunları niçin yaptığını anlar. Tarihi boyunca İslam'ı, Müslümanları ve Kurd milletini en büyük düşmanı olarak gören Türkiye Devleti'ne ne oldu da şimdi kendi eliyle İslami medreselere ve Kur'an kurslarına resmiyetlik hakkı tanır oldu. Hatta o medrese ve kur!an kurslarına para yardımı bile yapar oldu. Şeyh Said ve İskilipli Atıf Hoca'yı şehid eden, Bediüzzaman Said-i Nursi ve Mehmet Akif Ersoy'u sürgüne gönderen ve onlara çeşitli eziyetler çektiren bu devlete ne oldu da şimdi piyasadaki bazı tarikat şeyhlerini, alimleri ve mollaları korur oldu. Kurd düşmanı bu devlete ne oldu da Kurd kanallarına yasak koyup kendi eliyle Kürtçe kanallar açar oldu.
İslam Alimleri ve Kürd Sorunu -4-
| | Devamı... |
|
| NEWROZ, NEVRUZ, ERGENEKON | | “Bu Ergenekon hadisesinden çıkacak mühim netice, bizim bugünkü milli mücadelemizle benzeşmesidir. Dokuz kişiden türeyerek düşmanlarından intikam alan Türk soyunun, bugün de kendi varlığına kastedenlere karşı silahlanmış ve yarın muvaffakiyetini temin edeceğine ve Ulu Tanrı’nın yardımı ve milletin gayretleriyle kara günlerden kurtulacağına eminim.” Yukarıdaki sözleriyle Besim Atalay, 23 Mart 1921 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde Cumhuriyet’in ilanıyla Newroz’un neden diriltilmesi gerektiğini anlatır. Ki Atatürk’ün bu yıllarda Ankara’da yapılan kutlamalara icabet ettiği anlatılmaktadır. Cumhuriyetle birlikte bir öze dönüş projesiyle çıkılan yolculukta her ne kadar Newroz’a yönelik de millileştirme çalışılması yürütülmüşse de bu pek tutmamıştır. Bunun yanında üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde Türk Halk Bilimi kürsülerinde Türklüğün mitolojisine yönelik derin çalışmalar yapılmasına rağmen 90’ların sonuna kadar Newroz’un bir Türk bayramı olduğuna kimse vurgu yapmamıştır. Bırakın vurgu yapılmasını, Newroz’un kutlanmaması için yıllarca engeller çıkarıldı. Hal böyleyken ne zaman ki Newroz, yüz binlerce Kürt’ün etkin bir şekilde kendini gösterdiği ve demokrasi talep ettiği devasa mitinglere dönüştü işte o zaman “siyasi etik”, aslında Newroz’un Türklerin bayramı olduğuna karar verdi.
| | Devamı... |
|
| Halepçe’nin kayıp çocukları ve taşları | | 2 Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle başlayan Körfez savaşı, 90ílı yıllarda yeni yeni çevresini ve olan biteni anlamaya başlayan neslin de Saddamíı ilk defa duyduğu yıllardır. Hiç unutmam, köydeyiz. Bir telaş, bir söylem karışıklığı ki sormayın. Bize söylenen tek şey, “Gaz atılacağı ve yaş havluları yanımızdan ayırmamamız” gerektiği idi. Hele ki çoğu ailenin sığınak kazdığını görünce korkumuz katlanmıştı. Saddam kimdi ve neden gaz atacaktı, biz ne yapmıştık ki? Hem bizim köyü nereden biliyor, nasıl buraya atacak ki? diye uzanan onlarca masum sorumuzu büyüklerimize değil, kendi arkadaşlarımıza sorardık. Çünkü korkmuştuk. Köydekilerin telaşı ve konuştukları şeyler büyük bir paniğin de yüzü idi.
| | Devamı... |
|
| Metrekareye 6 bin mermi | | | Okuyucu bildirdi: " Bir metre kareye altı bin mermi Çanakkale Olmak böyle bedel mi? Üç bin mermiyle zırh giymiş her beden Müslümanlık tek bir neden. "
| | Devamı... |
|
| Newroz’a beş kala Halepçe | | Bereketli Mezopotamya’nın, emperyalizmin gürzü altında yaşayan mazlum bir halkı... Uygarlığın insanlığa dair ilk meyvelerini verdiği coğrafya... Akşamlarında Kürt annelerin çocuklarına, masallar anlattıkları kadim kentler... Yıldızların saman yollarında Kürt kızlarının saçlarına yaldız yaldız düştüğü hayatlar... Berrak bir gökyüzü... Bütün maviliğini Kürt çocukların bakışlarına bırakan gökyüzü... Martın güzel günleri... Ve sen ey Newroz, geliyorsun gün be gün; yüreğimize damlatmak Zendavester’den sözler! Oysa mavi göklerden ölüm düşüyordu bu kadim coğrafyanın umuttan derme çatma dünyasına. Tarih, 16 Mart 1988. Yüreklerinin yaklaşan Newroz ateşiyle tutuşmasını bekleyen Halepçeli Kürtler, bir öğlen vaktinde beşerin şaşar anlarınla üzerilerine boşaltılan zehirli gazlarla sonsuz bir uykuya mecbur ediliyorlar.
| | Devamı... |
|
| İslam Alimleri ve Kürd Sorunu -2- | | - Kürdistan İslam Medreseleri ve Alimler - Kürdistan'da asırlardan günümüze kadar İslami medreseler hep varolmuştur. Özellikle Selaheddin-i Eyyubi El Kurdi'nin Abbasi'ler döneminde Kurdistan'da ve diğer İslam ülkelerinde medreseler açtığını tarihten biliyoruz. Bu medreselerdeki feqi yani talebeler sarf, nahv, mantık, fen, matematik, tıb, fıkıh, tefsir, hadis ve diğer dallardaki ilim eğitimlerini tamamladıktan sonra alim veya Kürt'lerin ifadesiyle ''seyda ve melle'' olmaya hak kazanıyorlardı. Özellikle Kürdistan İslam medrselerinde genelde ise İslam ümmetinin medreselerinde nice büyük müctehid, kadı, halife, fenafillah, fenafirresul, evliya ve ALLAH dostları yetişmişlerdir. ALLAH sayılarını arttırsın.
| | Devamı... |
|
| |
| | "Bizim düşmanımız; cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı san'at, marifet, ittifak
silahıyla cihad edeceğiz.'' |
Bediüzzaman Said-î Kurdî
|
|
| Îro | | Bu gün için henüz önemli bir haber yok. |
|
| Têkilî / İletişim | Adres: Avrupa İslami Hizmetler Birliği Lakkegata 17, 0187 Oslo, NorwayTelefon:0047.22173050 ( Cami ) |
|
| Nûbihar |  |
|
| CUDİ KİTABEVİ |  (0049)01725204746 |
|
| Bediüzzaman'ın Büyük Projesi |  |
|
| Mêvan | Şu an sitede, 63 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.
|
|
|